İsmail Hakkı YORULMAZ

Parti Tüzüğü Nasıl Okunmalı?

Türkiye Komünist Partisi’nin iç yapılanması, örgütlenme ilkeleri ve biçimleri TKP Tüzük belgesinde ayrıntıları ile tarif edilmiştir. Tüzük donuk bir belge değildir. Sadece partilenirken okunup onaylanacak, daha sonra sayfaları açılmayacak bir belge hiç değildir. Parti tüzüğü partinin kanunlarıdır. Parti çalışmaları süresince sürekli olarak sayfaları açılarak baş vurulması gereken bir belgedir. Söz konusu olan salt disiplin ve cezalar konusu değildir.

Reform ve Devrim İlişkisi Üzerine

Bu sorun üzerine I.Enternasyonal döneminden beri tartışma yürütülmektedir. Marx ve Engels, teorilerini gerekçelendirdikten sonra onun öngördüğü stratejik yönelimi belirlerken “Komünist Partisi Manifestosu” eserlerinde kısa ve öz olarak konunun bam teline basmışlardır. “Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verilmesi.” Olayın püf noktası budur.

TİP GİRİŞİMİ ÜZERİNE YAŞANMIŞLIKLAR VE SESLİ DÜŞÜNCELER

Türkiye Komünist Partisi kuşkusuzdur ki her ilerici hamleyi destekler. Ancak bir hamlenin ilerici olması için, önceden bulunduğu düzeyden daha ileriye doğru sıçramalı bir atılımı tarif etmesi gerekir. Değilse, varolan durumun gerisine düşecek bir gelişme ileri bir sıçrama olarak nitelenemez.

Mustafa Suphi ve Yoldaşları

ONBEŞLER Mücadelemize Yön, Partimize Görev Veriyor

Partimizin kurucuları ve ilk MK üyeleri Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve yoldaşlarının Kemalist burjuvazi tarafından katledilmelerinin üzerinden 96 yıl geçti. Onbeşlerin katli Türkiye tarihinin ilk faili meçhul siyasi cinayetidir. Bu saptamanın anlamı derindir. Bu saptamanın anlamının derin olması da partimize çok yönlü görevler yüklemektedir.

Birinci soru şudur; Onbeş yoldaşımızın hesabını burjuvaziden nasıl soracağız?

2017 Yılında Parti’nin Kadrolarından Bekledikleri

Bir yılı daha arkamızda bırakıyoruz. 2016 yılı partimiz açısından her alanda gelişme yaşanan bir yıl oldu. 2015 yılının sonunda Kadri Erol yoldaşımızın kaybı ile girdiğimiz 2016 yılı, düşmana inat yeni mevziiler kazanmaya dönük bir yıl oldu.

Bilen, Demir, Tok, Özgür, Deniz Yoldaşlar Mücadelemizde Yaşıyor

Kasım ayı partimizin değerleri yoldaşlarımızın toprağa düştükleri günler açısından yoğun bir ay. Bilen (Marat )yoldaşın, Zeki Baştımar (Yakup Demir ) yoldaşın, Talip Öztürk (Tok ) yoldaşın, Ali İhsan Özgür yoldaşın ve Mustafa Hayrullahoğlu (Deniz ) yoldaşın yıldönümleri ardı ardına geliyor.

Maceraya Son Vermenin Koşulu

Maceraya Son Vermenin Koşulu

AKP-Saray Rejimi içeride ve dışarıda maceraya devam ediyor. Gidişat iyi değil. CB Erdoğan hiç bir olumsuzluk yokmuşçasına güçlü devlet adamı rolü oynuyor. Meselenin aslının öyle olmadığını gören görüyor. Görmek istemeyenler de aslında görüyor ama Erdoğan’ın bu zorlukları da aşabileceği umuduyla ona destek veriyorlar. Erdoğan kaybederse tüm “kazanımlarını” yitirecekler ve akıbetleri de hiç iyi olacağa benzemiyor. Bu sebepten dolayı AKP militanları gizliden gizliye silahlanıyor.

Komintern IV. Kongre Afişi

Tek Ülke, Tek Sınıf, Tek Parti !

Bu ilkeyi sakın ola Erdoğan’ın tekleri ile karıştırmayalım. Biz çok daha eski, tarihsel geçmişi olan bir ilkeden söz ediyoruz. Komintern geleneğinin bugüne yansımasıdır bu ilke. İki şekilde açıklanabilir. İlk anlamı, o dönemde Komintern’in karar ve girişimleri sonucunda tüm dünya ülkelerinde Komintern üyesi tek bir komünist partisi kuruluşudur. Bu parti o ülkede Komintern’in, daha sonraki yıllarda ise SBKP’nin tek muhatabı idi.

Barış güvercini

Barış İçin Savaşımın Sınıfsal Yanı

Komünistler toplumdaki uzlaşmaz (antagonist) çelişkinin ancak toplumsal ve siyasal bir devrimle çözüleceğini söylerler. İşçi sınıfının iktidarı kurulmadan, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verilmeden hiç bir toplumsal sorunun köklü ve kalıcı olarak çözülmeyeceğini bilirler. Komünistler, bu doğruyu savunurlar ve o amaca varmak için örgütlenirler, mücadele ederler, fakat komünistler kapitalist toplumda küçük bir azınlığı ifade ederler.

Julius Fučík (23 Şubat 1903, Prag - 8 Eylül 1943, Berlin), Çek komünist gazeteci.

“Katkımı Nasıl Artırabilirim ?“

Başlıkta kullandığımız bu soruyu her komünistin kendisine günde en az bir kez sorduğuna eminiz. Bizim üzerinde durmak istediğimiz asıl konu bu soruya verdiğimiz yanıttır. Bu soruyu kendine soran her yoldaşımız, sadece TKP’nin politikalarını savunmanın yeterli olmadığı, aynı zamanda partiyi ve politikalarını savunurken, günlük pratik çalışmada nasıl bir verimlilik elde ettiğini soran yoldaşlarımızdır.