Atılım: Türkiye Komünist Partisi 106’ncı kuruluş yıl dönümünü nasıl bir dünya koşullarında karşılıyor?
H.Yılmaz: Türkiye Komünist Partisi 106’ncı kuruluş yıldönümünü, tarihinde şahit olmadığı büyük alt üst oluşlarla, belirsizliklerle, görülmemiş tehlikelerle dışa vuran derin bir uygarlık krizi ortamında karşılıyor. İnsanlık tarihinde ilk defa bir üretim biçiminin çok yönlü krizi insanlığı yok oluşa sürükleyen bir uygarlık krizine yol açmıştır. Yel değirmeninden buharlı makinaya, oradan elektriğe geçiş insan uygarlığında ilerlemeye yol açmışken, nükleer enerjiye ve nihayet “yapay zekaya” geçiş insanlığı yeniden “taş devrine” döndürecek trajik sonuçlar doğurmaya başlamıştır. Emperyalizm kapitalizmin son aşamasıyken, insanlığın son aşamasına geçişin yıkıcı sistemine dönüşmüştür.
Sosyalist Dünya Sisteminin dağılışı kapitalizmden sosyalizme ve komünizme geçişi büyük ölçüde geriye döndürdüğü halde şu anda sosyalizm ve komünizm insanlığın tümü için uygarlık krizini aşmanın biricik çaresi olarak insanlığın en acil meselesi olmuştur. Bir başka yol yoktur.
Partimizin yeniden örgütlendiği şu aşamada 106 yaşındaki TKP’nin sosyalizm ve komünizm programı her zamankinden çok günceldir ve “modası geçti” sanılan komünizm hedefi her zamankinden daha acil bir hedeftir. Partimizin sloganı “ya komünizm ya barbarlıktır.”
Atılım: Türkiye Komünist Partisi’nin 2025 yılı Eylül-Ekim aylarında gerçekleşen ve Kasım ayında duyurulan 7.Kongresi’nin sonuçları itibarıyla kısa bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?
H.Yılmaz: TKP 7’nci Kongresi, tarihimizde çok önemli bir gelişmedir. Partimizin neredeyse yok olmanın eşiğinden döndüğü andır. Çok uzun yıllar bu noktaya gelebilmek için yaptığımız çalışmalar, aramızdaki tartışmalar, ortaya çıkan anlaşmazlıklar, yeniden ve yeniden yaşanan ayrışmalar, partimize tarihinde yaşanmamış derecede zarar vermiş, ülkenin ve dünyanın içinden geçtiği olağanüstü gelişmeler, Sovyetler Birliği’nin ve Sosyalist Dünya Sistemin dağılması gibi trajik olaylar karşısında partimizin üstüne ölü toprağı serpmiştir. Likidasyondan çıkış çabalarımız adeta tersine dönmüş, gecikme süreci likidasyonun etkilerini derinleştirmiştir. Partimizin ismine bile çökülmüş, parti tarihimiz onun bunun elinde bir metaya çevrilmiştir. TKP genç komünist kuşağa “yanına yaklaşılmaması gereken olumsuz örnek” gibi tanıtılmış, yüz yıllık çınarın hala yaşayan kökleri bu yolla kurutulmak istenmiştir. 7’nci Kongre bu tablonun zemininde değerlendirilirse, yıllarca oyalanmanın yarattığı tehlikenin eşiğinden nasıl döndüğümüz kolayca anlaşılır. Bugün sizinle bu söyleşiyi seçilmiş MK adına yapabilmemizi 7’nci Kongremize borçluyuz. Parti artık bütün organları, örgütleri, medyası ile var ve sözümüze kulak verenlerin sayısı hızla artıyor.
Atılım: 8’inci Kongreye giderken, TKP’nin “yasallaşmasına” dönük bir öngörünüz var mı?
H.Yılmaz: TKP hiçbir dönemde legalite mücadelesinden vaz geçmemiştir. Her fırsatta legaliteyi zorlamış, hatta kimi zaman, örneğin Şefik Hüsnü’nün Genel Sekreterliği döneminde, İkinci Dünya Savaşının sonundaki “sahte demokrasi rüzgarlarını” abartarak, hazırlıksız yasal adımlar bile atmıştır. Buna rağmen partimiz tarihin hiçbir döneminde “legalizm ve parlamentarizm” hatasına düşmemiştir. Partimiz başından beri “gerekli olduğu kadar gizli, mümkün olduğu kadar açık” örgütlenme ilkesini savunmaktadır. 1977 Konya Konferansı’nın sonrasında, darbenin ayak sesleri duyulurken parti kapısını kitlesel olarak sempatizanlara açma hatasını bundan sonra tekrarlamayacağız. İllegal ve legal mücadele diyalektiğini doğru uygulayacağız. Uygulamaktayız da. Bugün de TKP, özellikle müzakere sürecinin sonucunda silahlı savaşın örgütü PKK hareketinin yasallaşma ihtimaline ihtiyatla yaklaşmaktadır. Aynı zamanda Hareket’in sosyalistlerle ittifakı temelinde devletten legalite hakkını elde edecek potansiyel gücüne de önem vermektedir. TKP, Hareket’in legalitesi için elindeki tüm olanaklarla çalışırken, elbette TKP’nin de legalite hakkını savunmaktan geri durmayacaktır. Ancak şunu özellikle vurgulamak istiyorum: TKP devletin “vesayeti, izni ve kontrolü altında” kendisine verilecek legaliteyi asla kabul etmeyecektir. TKP devletten özgür bir legalite hedefini savunmaya devam edecektir.
Atılım: TKP uluslararası komünist hareketin durumunu nasıl değerlendiriyor? Kardeş komünist partileri arasındaki farklılıklar ve ilişkiler ne düzeyde?
H.Yılmaz: TKP uluslararası komünist ve işçi partilerinin aralarındaki tüm görüş ayrılıklarına rağmen yeni bir enternasyonal saflarında bir araya gelmesini ve ortak bir “eylem programında” birleşmesini acil bir sorun sayıyor. Çin, Vietnam, Küba, Demokratik Kore gibi iktidarda bulunan komünist partilerinden, muhalefetteki tüm legal ve illegal komünist partilerine kadar en geniş yelpazedeki birlik, özellikle devrimci kadın hareketlerini ve ekolojik krizden çıkışı komünizmde gören bütün çevreci hareketleri bağrında toplamalıdır.
Görüş farklılıkları temelinde komünistlerin birlik cephesini genişletmek gerekir. Her parti şu aşamada kendi koşullarında farklı teorik tezler temelinde programlara sahiptir. Ancak bu programlardan hiçbiri henüz devrimci sınıf mücadelesi pratiğinde ne doğrulanmış ne de doğrulanmamıştır. Doğrulanmayan 2’inci Enternasyonal partilerini haklı olarak dışta tutan Komintern dönemine benzer bir dönemde değiliz. Hepimizin programları teorik olarak pratikte doğrulanma potansiyeline sahiptir, o nedenle yeni Enternasyonal çoğulcu bir yapıya sahip olmalı, hiç kimse hiç kimseyi dışlamaya kalkmamalıdır. Şimdilik “birbirimizin özgünlüğünü kabul etmek ve sosyalizm-komünizm hedefinde birleşmek” birlik için asgari önkoşul olmalıdır.
Nevar ki, her yıl düzenlenen Komünist ve İşçi Partileri Danışma Toplantılarında ortak sonuç bildirisi yayınlanamıyor. Biz bu durumun uluslararası komünist hareketi likidasyon tuzağına çekeceğini, kendi partimizin tarihinden hareketle herkese anlatmaya çalışıyoruz. Birleşerek olağanüstü uluslararası gelişmelere müdahale edemeyen bir hareket bu tuzağa düşmekten kendini kurtaramaz. Elbette Komintern programı gibi ilkesel bir programda birleşilemez. Ama somut bir “eylem programında” birleşmemiz mümkündür.
Atılım: Türkiye ve bölgenin siyasal durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
H.Yılmaz: Ortadoğu ABD emperyalizmi ve NATO’nun dünyadaki dikkat merkezlerinden biri olarak bir barut fıçısına dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde değişik fraksiyonların tümü sırtlarını ABD’ye dayamış olsalar da farklı stratejiler üzerinde ilerlemektedirler. ABD ve NATO desteğiyle bir soykırıma maruz kalan Filistin halkının direnişi, dört devlete bölünmüş Kürt halkının mücadelesi, Irak, Suriye ve Lübnan’a yönelik uygulanan stratejiler, İran’a karşı sürdürülen savaş bölgede yanan ateşin başlıklarıdır. Türkiye bu senaryoda bir NATO üyesi olarak taraflı bir biçimde yer almaktadır ancak henüz sıcak savaşın içine girmemiştir.
Türkiye de yol ayrımına gelmiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca devlet terörü ve nice isyanlara yol açmış Kürt sorununda çözümsüzlük, dünya savaşının süreç içinde tırmandığı bugünkü tarihsel dönemde şimdiye kadar olmadığı ölçüde Türkiye’yi, dört parça Kürdistan’ı ve tüm bölgeyi yıkıcı tehlikelerle yüz yüze getirmiştir. Ya şu anda süregiden müzakere süreci Kürt sorununda çözüme ve ülkenin demokratikleşmesine yol açacak ya da ülke karanlık bir diktatörlüğe yuvarlanarak NATO’nun peşinde dünya savaşına sürüklenecektir. Türkiye NATO ve onun uzantısı Mekke İttifakı içinde her an İran ya da Ukrayna savaşına sürüklenmenin eşiğindedir. İsrail’le Ortadoğu ve Akdeniz’de hegemonya rekabeti çatışma riskini doğurmuştur. Türk kapitalizminin en emperyalist, en klerikal, en şovenist, en reaksiyoner kliği ülkeyi yeniden İttihatçı savaş maceracılığının eşiğine getirmiştir. Misak-ı Milli siyaseti Britanya emperyalizminin Kerkük-Musul’a el koymasına karşı bir reaksiyon olmaktan çıkmış, Türk yayılmacılığının sloganına dönüşmüştür.
Bu gidişi önlemenin tek yolu 60 milyonluk Kürdistan’la Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlar değişmeksizin ittifakını ve birliğini gerçekleştirme yoludur. Ancak Türk-Kürt halklarının birliği, Türkiye’yi dünya savaşının uzantısı olan bölgesel savaşın dışında tutabilir.
Atılım: Bu çerçevede Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni nasıl değerlendirmemiz gerekiyor?
H.Yılmaz: TKP, tüm risklerine rağmen şu anda süregiden Kürt sorununu çözme amaçlı müzakere sürecini işçi sınıfımızın ve halklarımızın önündeki “son şans” olarak değerlendirmekte ve desteklemektedir. Kürt ulusunun ve Alevi toplumunun inkarına ve imhasına son verildiği zaman işçi sınıfının ve emekçilerin sınıf mücadelesi olanca zenginliği ile üstündeki ölü toprağını atacak, sosyalizm ve komünizm hedefli mücadelenin yolunu açacaktır.
TKP başında Abdullah Öcalan’ın bulunduğu Kürt Özgürlük Hareketi’nin bugün içinden geçtiği krizli süreçte bu hareketle aynı mücadele cephesinde kardeşçe birlik içinde hareket edecektir. TKP gerek Hareket’le, gerekse sahte ve devlet işbirlikçisi partiler dışında tüm sosyalist partilerle arasındaki kimi görüş ayrılıklarına rağmen solun, işçi-kamu emekçisi örgütlerinin, Türk ve Kürt sosyalist kadın hareketinin, sosyalist çevre hareketinin, sosyalist Türkmen ve Kürt Alevi toplumlarının tümünü kapsayan tek bir “emekçi cephesi” kurmaya hazırdır.
Aynı zamanda TKP Yeni Parti’ye karşı AKP-MHP koalisyonunun süreç içinde tırmandırdığı devlet darbesine ve müzakere sürecini enfekte eden provokasyon unsurlarına karşı tüm demokrasi ve çözüm yanlılarını, müzakere sürecinin ikinci demokratikleşme aşamasında eylem birliğine çağırmaktadır.
TKP şu anda en acil sorunun müzakere sürecine sosyalistlerin, Yeni Parti’nin, liberal demokratların ve özgürlükçü Müslümanların ağırlığını koyması olduğunu saptamıştır. Partimiz Çerçeve Yasa’nın köklü şekilde gözden geçirilerek hayata geçirilmesini ve Öcalan da içinde hiçbir dışlama olmadan PKK’li olsun olmasın, dağdaki savaşçıların, zindanlardaki siyasi tutsakların ve diasporadaki tüm sürgünlerin özgürce siyasallaşmasını savunmaktadır.
Buna karşılık müzakere sürecinin AKP tarafından tıkanması durumunda TKP, tüm sosyalistlerle, Yeni Parti’yle, tüm demokratlarla birlikte iktidarı erken seçime zorlama ve Erdoğan rejimine son verme konusunda elden geleni yapacaktır.
Atılım: TKP 106’ncı kuruluş yıldönümünde önüne nasıl görevler koyuyor?
H.Yılmaz: TKP 106’ncı yılında uğradığı yıkıcı krizlerden çıkmış, beliren ciddi tehlikeler ortamında devlet denetiminden uzak örgütlenmesini güçlendirme, her türlü olumsuz gelişmeye hazır olma yönünde adımlar atmaya, propaganda aygıtını mükemmelleştirmeye, kadrolarını gençleştirmeye, bileşimini “kadınlaştırmaya” yönelmektedir.
TKP tüm tarihi boyunca sınıf mücadelesinde biriktirdiği zengin deneyiminin ışığında sınıf mücadelesinde öncü parti olmanın gereklerini yerine getirecektir. Partimiz stratejik işçi yataklarında, bir yandan işçi sınıfının sendikal ve politik birliğini merkezi olarak kurmaya çalışırken, kitle içinde çalışmayı yerellerde, sokak ve mahallelerde halk meclislerini teşvik ederek yürütecektir. Seçilmiş demokrat belediyelerin bu halk meclisleriyle ellerindeki yetkileri paylaşmaları talebiyle bu belediyeleri iktidarın saldırılarına karşı savunacaktır.
TKP, dünyadaki, teknolojideki görülmemiş değişim koşullarında Marksist-Leninist teori ve stratejini süreklilik içinde yenilerken, gerek uluslararası kardeş komünist partilerin, gerekse Türkiye’de Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci örgütlerin birbirinden farklı çizgileriyle “ideolojik savaş” açarak değil, eleştirel-diyalog ve tartışma yoluyla ilişki kuracaktır. TKP, bu aşamada ideolojik mücadelesinin sivri ucunu endüstriyel-askeri kompleksin kışkırttığı militarizme, emperyalist ve bölgesel emperyalist yayılmacı doktrinlere ve savaş kışkırtıcılığına, ırkçı-dinci, anti-komünist milliyetçiliğe, erkek egemen ideolojiye, cinsiyetçiliğe ve doğayı hiçe sayan tüketim fetişizmine ve tüm bunların işçi sınıfının ve sol hareketin içindeki yansımalarına, sosyal milliyetçiliğe ve sosyal patriyotizme karşı çevirecektir. Aynı zamanda TKP Kemalizm adına sahte anti-emperyalizme, sözde “kimlik siyasetine” karşı “sınıf siyaseti”ni savunur görünen sahte “sınıfçı” ulusalcı ideolojiye karşı Türk, Kürt bütün uluslardan işçi sınıfının enternasyonalist birliğini savunacaktır.
Atılım: İletmek istediğiniz mesaj nedir?
H.Yılmaz: TKP, uzun yıllardır örgütsüz kalmış tüm eski TKP üyelerini partilerinin içinde ve çevresinde örgütlenmeye, 7’nci Kongrenin açtığı yoldan 8’inci Kongreye birlikte yürümeye, Mustafa Suphilerin kurduğu TKP’nin 106’ncı yılında bir kere daha çağırmaktadır.
Atılım: Son sözünüzü alalım.
H.Yılmaz: Bilen yoldaşın ifadesiyle söyleyecek olursam: “Türkiye Komünist Partisi yaşıyor ve savaşıyor; Marksizm-Leninizm bugün de dünya işçilerine ve halklarına kurtuluş yolunu gösteriyor.”