İlerici Gençler Derneği - İGD’nin 50. kuruluş yıldönümünü karşılıyoruz. Eğer İGD bu üç harften birinin ifade ettiği gibi bir “dernek” olsaydı, onun 50. kuruluş yılı bugün taşıdığı tarihi anlamı taşıyamazdı. İGD Türkiye Komünist Partisi’nin kitlesel omurgası, Türk-Kürt-Ermeni-Arap-Laz ve tüm milletlerden kadın-erkek gençliğin en savaşkan öncüsü, TKP üyeliğinin en yüksek okulu olarak tarihin sayfalarına sökülmezcesine adını yazdırmıştır.
İGD’nin siyasal çizgisini belirleyen “Yolumuz işçi sınıfının yoludur!” belgisiydi. Bu belgi devrimci gençlik mücadelesinin sınıfsal yanının ifadesiydi. Başka bir deyişle gençliğin akademik, demokratik ve siyasal mücadelesi ancak işçi sınıfının mücadelesi ile birleşirse sonuç alıcı olacak demekti.
İGD resmiyette bir demokratik kitle örgütüydü ama aynı zamanda dönemin koşullarına uygun siyasal bir gençlik örgütüydü de. İGD’li gençler Ekim Devrimi anmalarında “Lenin-Parti-Komsomol” sloganı atarlardı. İGD bir Komsomol örgütlenmesi değildi, bağımsız bir örgütlenmeydi fakat bir özelliği de partinin kadro kaynağı ve yedek gücü olmasıydı.
İGD sadece bir öğrenci gençlik örgütü değildi. İşçi, köylü ve öğrenci gençliğin örgütüydü. İstanbul, Ankara, İzmir, Trabzon, Diyarbakır ve Edirne’de üniversitelerde gençlik arasında örgütlendiği gibi, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Tekirdağ, Adana, Antep, Zonguldak’ta işçi gençler arasında örgütleniyordu. Trakya, Karadeniz, Ege, Akdeniz-Çukurova ve Kürdistan’da köylü gençler arasında örgütleniyordu.
İGD henüz kuruluş aşamasında Kürt gençliğinin güvenini kazanmayı başarmış ve kuruluşundan itibaren Kürdistan ve Kürdistan dışında Kürt gençleri arasında örgütlenmiş, değerli genç Kürt kadrolara sahip olmuştur. Bunun nedeni İGD’nin siyasal anlamda sınıf savaşımı ile Kürt ulusal sorunu arasında kurduğu doğru bağdır.
İGD’de genç kız ve kadınlar en az erkekler kadar aktifti ve kadro olarak mücadelenin her alanında görev ve sorumluluk üstleniyorlardı. Genç kadınlar ve kızlar işçi yatağı semtlerde İlerici Kadınlar Derneği-İKD’li kadınlar ile birlikte işçi kadınların, işçi eşlerinin örgütlenmesi çalışmalarına katılıyor, çocuklar için süt kampanyaları, yetişkin kadınlar için okuma yazma kursları, genç kız ve erkekler için ders ve ödev yardımı kursları düzenliyorlardı.
İGD’li gençler bir yandan İTÜ ve ODTÜ’de boykotlar örgütlerken, DGM ve MESS Direnişlerinde metal işçilerinin Otosan’da, Kale Kilit’de, Arçelik’te, Profilo’da, grev çadırlarında direniş halayına duruyorken aynı zamanda Ege’de Turgutlu, Salihli’de, Trakya’da Kırklareli ve Çorlu’da, Kürdistan’da Lice, Batman ve Mardin’de, Karadeniz’de Giresun, Trabzon ve Rize’de köylülerle yürüyüş kollarında yer aldılar. İGD 1976, 1977, 1978 ve 1979 yıllarında DİSK öncülüğünde düzenlenen 1 Mayıs mitinglerinin en disiplinli ve en yığınsal kortejlerini oluşturan örgütlerden biri olma dışında İGD kadroları sendikal kadrolar ile birlikte 1 Mayıs’ların güvenlik örgütlenmesinde en kritik görevleri üstleniyorlardı.
İGD kendi içinden çok kısa zamanda Çırak-Der örgütlenmesi ile meslek eğitimi gören çırakları, İlerici Liseliler Derneği-İLD ile ortaöğrenim gençliğine yönelen örgütlenmeler çıkardı. Bu örgütler de İGD’nin kadro kaynakları oldular.
İGD bir yandan NATO’ya karşı Ulusal Bağımsızlık Haftası kampanyalarını ülke genelinde sürdürürken, diğer yandan Dünya Demokratik Gençlik Federasyonu-DDGF ve Uluslararası Öğrenci Birliği-UÖB üyelikleriyle Türkiye gençliğini uluslararası alanda temsil ediyordu ve Türkiye’de ilk enternasyonal gençlik örgütlenmesi olma ünvanını kazanmıştı. İGD delegasyonlarını kimi zaman Moskova’da Lenin’in mozolesine çelenk koyarken, kimi zaman da Havana’da Fidel’i dinlerken görmek mümkündü.
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı İGD’yi 1979’da yasakladı ama susturamadı. İGD faaliyetleri yarı legal olarak aynı hızla sürdü. 12 Eylül askersel faşist darbesi koşullarında ise yeraltına çekildi ve illegal faaliyetlerini TKP’nin likidasyonuna dek İlerici Gençlik Örgütü-İGÖ adı altında Komsomol tipi bir örgüt olarak sürdürdü. Farklı legal yayın organları ve üniversitelerde ÖTK’lar içinde mücadelesini sürdürdü, parti faaliyetinin gençlik alanında illegal örgütlenmesini hücre tipi temel örgütlerle yürüttü. İLERİ adında illegal bir gençlik yayını başlattı. Genç komünistleri örgütleme faaliyeti yanısıra, partiyi maddi, teknik ve güvenlik örgütlenmesi alanlarında besledi.
İGD saflarından yüzlerce genç kadın ve erkek kadro faşist saldırılar, polis ve asker operasyonları, kontrgerilla senaryoları, kaçırılma, suikastler ve işkenceler sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir. Sinan Hepşen ve Meryem Karakız’ı ilk şehit düşen kadrolarımız olarak yüzlerce yoldaşımız adına adlarıyla analım.
Yaşadığımız ağır likidasyon sürecinde en yıkıcı kaybımız İGD’nin savaşkan komünist kuşağının büyük ölçüde sınıf mücadelesinin dışına düşmesi, yeni genç kuşaklarla bağının kopması, Marksist-Leninist düşüncenin ve TKP geleneklerinin yeni kuşaklara aktarılmasında yıkıcı bir sonucun ortaya çıkmasıdır.
7. Kongre’yle likidasyon sürecine ve bu sürecin doğal sonucu olarak yaşadığımız “gruplar dönemine” son veren TKP, ne yazık ki, henüz kitlesel devrimci bir gençlik örgütünden yoksun bulunuyor. 7.Kongre’nin bir kolu bu alanda ısrarlı çalışmaların ürününü ortaya koymuş ve karanlığı yırtan bir kıvılcım olmuştur. Genç kadın ve erkeklerden oluşan delege bileşimi gençlik ile ilgili politika ve örgütlenme hedeflerini tarif etmiştir. 7.Kongre’nin en umut veren niteliklerinden biri de budur.
TKP’yi yeniden örgütlemek, TKP’yi gençleştirmektir. Kitlesel gençlik örgütüne giden yol, partinin gençleştirilmesinden geçer. TKP’nin birinci Atılım dönemi, partinin gençleştirilme dönemidir, İGD bu dönemin ürünüdür.
Partimizin genç kadrolarının önünde İGD tarihine ve geleneklerine sahip çıkmak, yeni genç kuşakların akademik, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel durumunun somut Marksist analizi temelinde süreklilik içinde yenilenmiş İGD’yi yeniden örgütlemek gibi büyük bir görev duruyor. Bu amaçla İGD’nin yayın organı İlerici Yurtsever Gençlik-İYG dergisinin ve 12 Eylül sonrası illegal olarak yayınlanan İLERİ gazetesi sayfalarında yer alan komünist gençliğin mücadele tarihini canlandırmak partimizin genç kadrolarının görevidir.
İGD saflarında mücadele etmiş olmak, İGD kurucularının ve dönemin İGD’lilerinin deyimiyle bir “cihan parçası” olmak demektir. Bu deneyden yararlanılmalı ama yetinilmemeli, günümüz koşullarına göre geleneği sürdürerek, yenilenerek köklü ve kalıcı bir gençlik örgütlenmesini yaşama geçirmeyi başarmak zorundayız. İlerici Devrimci Gençliğin yeni örgütlenmelerini yaratmak için ileri!
TKP MK, İGD’nin 50. Kuruluş yıldönümünde faşist saldırılarda can veren, yaralanan, sakat kalan yüzlerce gencin, tutuklanan ve işkenceden geçirilen, uzun yıllarını faşist zindanlarda geçiren binlerce yoldaşımızın anıları önünde saygı ve minnetle eğiliyor. Onlar olmasaydı bugün biz olmazdık, İGD olmasaydı bugün TKP’yi tekrar ayağa kaldıran, partimizi 7. Kongre’ye taşıyan, Türkiye ve Kürdistan’ın her köşesinde örgütleyen yoldaşlarımız olmazdı.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi
3 Ocak 2026