24 ve 25 Mayıs tarihlerinde Moskova’da, aralarında TKP temsilcisinin de bulunduğu 100’den fazla ülkeden ilerici ve antifaşist örgütlerin temsilcilerinin katıldığı III. Uluslararası Antifaşist Forum düzenlendi. Kapanış bildirisini burada yayınlıyoruz.
Sevgili yoldaşlar! Dostlar ve aynı düşüncede olanlar!
Kahraman şehir Moskova’dan sizlere sesleniyoruz; Kızıl Ordu, tüm Avrupa’yı işgal etmiş olan Hitler ordularını bu şehrin surları önünde bozguna uğrattı. 1941 yılının sert kış günlerinde Sovyet halkı tüm dünyaya şunu kanıtladı: Faşizm her şeye kadir değildir. Halklar, hakikat ve adalete olan inançla birleşerek ona karşı ayaklandıklarında, faşizm yenilgiye uğrayacaktır.
III. Uluslararası Antifaşist Forum, insanlığın en ağır sınavlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Emperyalist gericilik, emekçi insanların haklarına olabildiğince kapsamlı bir saldırı başlatmak için yeniden çabalıyor. Onun değişmez yoldaşları ise militarizm ve sömürgecilik, faşizm ve antikomünizm olmaya devam ediyor. En karanlık güçlere dayanarak, oligarşik sermaye halklar üzerindeki egemenliğini korumaya ve pekiştirmeye çalışıyor. İnsanların emeği ve yeteneği üzerinde. Gezegenimizin doğal zenginlikleri üzerinde. İnsanlığın bugünü ve geleceği üzerinde.
20. yüzyıl tarihi, büyük sermayenin saldırgan doğasını ikna edici bir şekilde ortaya koymuştur. Halklar, dünya oligarşisinin egemenlik ve baskı taleplerine karşı koyduğunda, onun uşakları çılgına dönüyor. Kapitalistler ve ideolojik uşakları, birleşmiş işçi sınıfını, ulusal kurtuluş hareketini ve emekçilerin demokrasi ve sosyal adalet arayışını en büyük tehdit olarak görüyor.
Gözlerimizin önünde kapitalizm, temelde liberal demagojinin perdesini indirdi. Artık “özgürlük” ve “insan hakları”ndan giderek daha az söz ediyor. Gericilik, diktatörlüğe, teröre, şovenizme ve savaşa giderek daha sık başvuruyor. Faşizmin çeşitli biçimleri yeniden canlanıyor. Hitler ve Mussolini, Franco ve Salazar, Horthy ve Antonescu’nun mirasçıları başlarını kaldırıyor. Saldırgan askeri bloklar faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. Halklar üzerinde baskı kurmak için emperyalistler, siyasi terör, dini aşırılık, etnik nefret, yaptırım ilmiği ve askeri sopaya giderek daha alaycı bir şekilde başvuruyor.
Şunu açıklıyoruz: Faşizme karşı mücadele, antikomünizm ve Rus düşmanlığına karşı mücadeleyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Sovyetler Birliği’ni Hitler İmparatorluğu ile eşdeğer gösterme, kurtarıcıları “işgalci” olarak nitelendirme, Kızıl Ordu askerlerinin anıtlarını yıkma, komünist sembolleri yasaklama ve Nazizmin suç ortaklarını haklı çıkarma girişimlerini kararlılıkla kınıyoruz. Tüm bu adımlar, faşist bir intikamın siyasi hazırlığından başka bir şey değildir. Gericiler, halkların tarihsel hafızasını ellerinden almak, nesiller arasındaki bağı koparmak ve SSCB ile tüm antifaşist direnişin kahramanlıklarını karalamak için çabalıyorlar.
Dünya Halklarının Birleşmesi Manifestosu olan “İnsanlığı Faşizmden Kurtarın!”da ortaya konulan değerlendirmelere ve sonuçlara bağlılığımızı teyit ediyoruz. Bu manifesto, 22 Nisan 2023 tarihinde Minsk’te düzenlenen I. Uluslararası Antifaşist Forum’da kabul edildi ve güncelliğini tam anlamıyla kanıtladı. Manifestonun enternasyonalizm ve dayanışma ruhu, birliğimizin ve ortak eylemlerimizin temelini oluşturmaktadır.
Faşizmin dünya tarihinde rastlantısal bir sapma olmadığı görüşündeyiz. Faşizm, kapitalizmin krizinden, büyük sermayenin emekçilere duyduğu korkudan, onları köleleştirme ve ezme arzusundan doğar. Aşırı gericiliğin tüm tezahürlerinin temel nedeni, finans oligarşisinin her ne pahasına olursa olsun egemenliğini sürdürme çabasıdır.
Terörle mücadele, ortak mücadelemizde özel bir yer tutmaktadır. Terörü, bireysel, gruplar halinde veya devlet tarafından gerçekleştirilen, gönüllü veya paralı askerler tarafından uygulanan, askeri, ekonomik veya psikolojik olsun, her türlü biçimiyle kararlılıkla kınıyoruz. Terörizm ölüm ve yıkım getirir, insan hayatlarını mahveder, korku ve nefreti körükler, acı ve ıstırap saçar.
Halklar, terörizmin derin köklerini anlamalıdır. Terörizm, yalnızca fanatik grupların fanatizmi ya da tek tek kişilerin suç işleme niyetiyle açıklanamaz. Terörizmin beslenme kaynağı, sosyal eşitsizlik, hukuksuzluk ve yoksulluk, aşağılanma ve işsizlik, müdahaleler ve soykırım, diktatörlük ve yeni sömürgeci uygulamalar, keyfi yaptırımlar ve alaycı ablukaların hüküm sürdüğü bir dünyadır.
Milyonlarca insan modern dünyanın muazzam zenginliğini yaratmaktadır, ancak emeklerinin ve yeteneklerinin meyveleri dar bir sermaye sahipleri çevresi tarafından sahiplenilmektedir. Büyük değerler halkların değil, gerçek iktidarı gasp eden mutlak bir azınlığın elindedir. Bunlar bankaların ve finans gruplarının, çokuluslu şirketlerin, silah şirketlerinin ve bilişim devlerinin efendileridir. Toplumsal emeğin sonuçlarının dağılımındaki muazzam eşitsizlik, yabancılaşmaya ve sosyal yozlaşmaya yol açmaktadır.
Emperyalizm, kaos bölgeleri yaratır ve “kurtarma” bahanesiyle bütün ülkeleri yok eder. Radikal grupları silahlandırır, etnik gruplar arası düşmanlıkları körükler, dini düşmanlıkları alevlendirir ve ırkçı ve milliyetçi ayrımcılığı destekler. Paralı askerliği teşvik eden ve darbeler düzenleyen de odur.
Vurgulamak istiyoruz: Kapitalizm, terörizmi ortadan kaldırmakla kalmaz, onun sosyal, ekonomik ve siyasi koşullarını sürekli olarak yeniden üretir. Terörle mücadele, polis operasyonları ve askeri harekatlarla sınırlandırılamaz. Hayat, terörün nedenlerinin ortadan kaldırılmasını gerektirir: insanın insanı sömürmesi, yeni sömürgeci sömürü, sosyal eşitsizlik. Emperyalist blokların parçalanması ve ulusötesi sermayenin egemenliğinin ortadan kaldırılması, günün gereğidir.
III. Uluslararası Antifaşist Forum katılımcıları, Ukrayna’daki askeri özel operasyon kapsamında Rusya’nın antifaşist ve terörle mücadele faaliyetlerine desteklerini beyan ederler. Bu mücadeleyi, küresel diktaya, devlet terörüne, militarizme ve neonazizme karşı genel direnişin bir parçası olarak görüyoruz. Ukrayna topraklarını emperyalist güçlerin etkisini genişletmek için bir sıçrama tahtası olarak kullanma girişimlerini kararlılıkla kınıyoruz.
Şunu vurguluyoruz: Neonazizm ve terörizme karşı mücadelemiz ilkesel niteliktedir. Bu mücadelede uzlaşmaya yer yoktur. Bu mücadele, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarını revize etmeyi, Hitler faşizminin suç ortaklarını aklamayı ve antifaşistlerin kahramanlıklarının hatırasını silmeyi amaçlayan güçlere karşıdır. Dünyayı sermayenin diktasına boyun eğdirmek için terör ve korku tohumları ekenlerle asla uzlaşmayacağız. Halkların güvenlik ve tarihsel hakikat, egemenlik ve kapsamlı kalkınma, sosyal adalet ve sosyalist bir yol seçme hakları için mücadele ediyoruz.
ABD’den, Küba Cumhuriyeti’ne iradesini dayatma girişimlerine son vermesini kararlılıkla talep ediyoruz. Küba, on yıllardır haysiyetin ve seçilen yola sadakatin sembolüdür. Özgürlük Adası’na yönelik sayısız yaptırım ve Washington’un Küba Devrimi’nin lideri Raúl Castro Ruz’a yönelttiği keyfi suçlamalar derhal sona erdirilmelidir. Küba'ya uygulanan abluka, bütün bir halka karşı bir devlet terörizmidir. Ülkelerin kalkınma yolunu seçtikleri için cezalandırılmasını isteyen bu patolojik arzu, sorumsuz ve suç niteliğinde bir politikanın örneğidir.
Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti ile dayanışmamızı ifade ediyoruz. Halkına uygulanan siyasi ve şiddet içeren baskının sona erdirilmesini ve ekonomik yaptırımların kaldırılmasını talep ediyoruz. Ülkenin Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ve Cilia Flores'in derhal serbest bırakılmasında ısrar ediyoruz. ABD'nin Venezüella halkını kırıp onun doğal kaynaklarını ele geçirme niyetinde olması, faşizmi, terörizmi ve askeri müdahaleleri besleyen aynı yeni sömürgeci politikayı ortaya koymaktadır.
Filistin halkına yönelik soykırımın sona ermesini talep ediyoruz. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ndeki suçlarını ve Lübnan’a yönelik saldırgan eylemlerini durdurmalıdır. Filistin halkının kendi devletine sahip olma hakkının hayata geçirilmesinde ısrarcıyız.
Washington, İsrail’in saldırgan eylemlerine verdiği desteği ve İran’a yönelik askeri operasyonu derhal durdurmalıdır. Uluslararası toplum, ABD'nin müdahaleci çabalarını kınamaya ve İran halkına verilen zararın tazminini talep etmeye çağrılmaktadır.
İyi niyetli tüm insanları, ilerici, solcu, komünist, vatansever, sömürgecilik karşıtı ve antifaşist güçlerin birleşik cephesini güçlendirmeye çağırıyoruz. Adil mücadelemizde güçlerimizi birleştirmeliyiz. Birlik cephesi olarak hareket ederek, anti-komünizmi, anti-Sovyetizmi ve Rus düşmanlığını ifşa etmeli, emekçilerin haklarını savunmalı ve adil ve güvenli bir barış için mücadele etmeliyiz.
Dünyanın tüm halklarına sesleniyoruz: Aldanmayın! Sahte “özgürlük” sloganlarıyla ortalığı doldurup kölelik getirenlere güvenmeyin. “Demokrasi”den söz eden, ama sermayenin diktatörlüğünü sürdürenlere. “Güvenlik”ten bahseden, ama savaşları körükleyenlere. Terörle mücadele sözü veren, ama kendileri ayrılık ve şiddet tohumları ekenlere.
Sadece eşit haklara sahip halkların, sosyal adaletin ve emekçilerin kardeşliğinin olduğu bir dünya, insanlığı faşizmden, terörizmden ve savaştan koruyacaktır.
Emperyalizme, neo-Nazizme, anti-komünizme ve terörizme hayır!
Dünyanın havaya uçurulmasına izin vermeyeceğiz! No pasarán! Geçit vermeyeceğiz!
Emek, sosyalizm ve halkların dostluğunun dünyası zafer kazansın!
Yaşasın emekçilerin uluslararası dayanışması!
Moskova, 25 Mayıs 2026